yilan ve akrep resimli muska
Site De Rencontre Qui Passe A La Tele. Sağlık Bakanlığı, vatandaşları yılan ve akrep sokmalarına karşı uyardı. Özellikle yaz aylarında akrep ve yılan sokmalarında büyük artış yaşandığına dikkati çeken bakanlık, bazı uyarılarda bulundu. Sağlık Bakanlığı Refik Saydam Hıfzısıhha Merkezi Başkanlığı'ndan yapılan açıklamada, Türkiye'de özellikle yaz aylarında yılan ve akrep sokmalarına bağlı zehirlenme ve ölümlerde artış olduğuna dikkat çekildi. Vatandaşların akrep ve yılan sokmalarına karşı almaları gereken önlemlerin yer aldığı açıklamada, şu uyarılara yer verildi "Zehirli akrep ve yılan sokmaları, özellikle çocuklar için öldürücü etkiye sahiptir. Vatandaşlarımızın bu nedenle çok dikkatli olmaları gerekiyor. Akrep ve yılan sokmalarından korunmak için, akrep ve yılan yuvalarından, özellikle kaya, ağaç kovuğu yada oyuklardan uzak durulmalı, halkımız kamp, piknik yada çalışma alanlarında dikkatli olmalıdır. Otluk yada sazlık arazide bebek ve çocuklar kesinlikle yalnız bırakılmamalı, bebek ve çocukların arazide çıplak ayakla gezmelerine ve kuş yada diğer hayvan yuvalarına ellerini sokmalarına izin verilmemelidir. Arazi yürüyüşlerinde kapalı ayakkabı yada bot giyilmeli, yerde uyumamaya özen gösterilmelidir. Yıkıntılar, kuytu yer ve çatlaklar, evlerdeki yüklükler akreplerin sık bulunduğu yerlerdir. Özellikle bu yerlere dikkat edilmelidir. Akrepler kesinlikle ele alınmamalı ve akreplerin fazla olduğu yerlerde ayakkabı giymeden önce içerisine bakılmalıdır. Geceleri açık alanlarda kontrollü olarak ateş yakılmalı ve gece yürüyüşlerinde aydınlatıcı kullanılmalıdır." AKREP VE YILAN SOKMALARINDA KARŞI YAPILMASI GEREKENLER Açıklamada, akrep ve yılan sokmalarında yapılması gereken ilk işlemin, hasta ve ısırılan organın hareketsizliğinin sağlanması olduğu vurgulanarak, vücudun hareketsizliğinin zehrin yayılımını yavaşlattığına dikkat çekildi. Açıklamada ısırılan bölgenin sabun ve su ile bolca yıkanması gerektiği ifade edilerek, "Akrep ve yılan sokmalarında yaranın üzeri temiz bir bezle örtülmeli, akrep tarafından ısırılan yerin yukarısına sıkı olmayan, iki parmağın altından geçebileceği kadar sıklıkta bir bandaj uygulanmalıdır. Yılan sokmalarında da, ısırılan bölgenin tam kalp hizasında tutulması, kalp seviyesinin altında veya üstünde olmaması gerekmektedir. Akrep ve yılan sokmalarında hasta derhal ve zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir" denildi. Akrep ve yılan sokmaları konusunda halk arasında bilinen bazı yanlış inanış ve uygulamalar olduğuna işaret edilerek, şu uyarılara yer verildi "Akrep veya yılanı yakalamaya çalışmayın, kendi güvenliğinizi de dikkate alarak ısırılan kişiden uzaklaştırın. Isırılan yeri kesmeyin ve zehri emmeye çalışmayın. Akrep sokmalarında sıkı bir bandaj veya turnike, yılan sokmalarında ise buz, bandaj veya turnike uygulamayın. Akrep ve yılan sokmalarında ısırılan kişiye herhangi bir madde yedirmeyin ve içirmeyin, hastaya ilaç vermeyin ve kusturmayın. Isırılan yeri sokmalarında ısırılan bölgedeki sızıntı şeklinde olan kanamayı durdurmayın."
11 Mayıs 2021, 1340 1 Çevrimdışı NurSima ~ ~ Kullanıcıların profil bilgileri misafirlere kapatılmıştır. Batman'da akrep ve yılan uyarısı Vücuda yayılmasını önlemek için... Batman'da akrep ve yılan sokmalarına karşı vatandaşları uyaran Gercüş Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi Abdülhamit Ünsal, akrep ve yılan sokmasının yaşanması durumunda neler yapılması gerektiğini anlattı. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Akrep ve yılan sokması durumunda hastanın en kısa sürede bir sağlık merkezine götürülmesi gerektiğini söyleyen Gercüş Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi Abdülhamit Ünsal, akreplerin hava karardığında ortaya çıktığına dikkati çekti. Ünsal, "Bu nedenle kamp yaparken ve arazide iken doğrudan zeminde yatılmamalı, gece çıplak ayak dolaşılmamalıdır. Tarla ve bağlarda kapalı ayakkabı ya da bot giyilmeli, evlerde ve damlarda serili yataklarda yatılmamalı, cibinlik kullanılmalıdır." dedi. HAREKET ETTİRİLMEMESİ GEREKİYOR Ünsal, akrep ve yılan sokmasında sakin olunması ve ısırılan bölgenin mümkün mertebe hareket ettirilmemesi gerektiğini dile getirerek, "Isırılan yer bol sabunlu su ile yıkanmalı, açık yara varsa temiz bir bezle örtülmelidir." diye konuştu. ZEHRİN VÜCUDA YAYILMASINI NASIL ENGELLEYEBİLİRİZ? Zehrin vücuda yayılmasını engellemek için yaranın yaklaşık 10 santimetre üstünden kravat ya da bir bezle iki parmağın altından geçebileceği şekilde sarılması gerektiğini anlatan Ünsal, "Yılan sokmalarında da ısırılan bölgenin tam kalp hizasında tutulması, kalp seviyesinin altında veya üstünde tutulmaması gerekir" ifadelerini kullandı. ANTALYA'DA DA EVLERE VE İŞ YERLERİNE GİRMİŞTİ Kentte hava sıcaklığının 24 dereceye çıkması, sürüngenleri de etkiledi. Yaklaşık 1,5 metrelik bir yılan Muratpaşa ilçesinin Arık Caddesi'nde görüldü. Tam kapanma döneminde karayılanın bir simitçi dükkanına girmeye çalışması, giremeyince de uzaklaşması cep telefonu ile görüntülendi. Kısa süreli şaşkınlık yaşayan gençlerin, "Yakalayabilir misin" sözleri ve konuşmaları cep telefonu görüntülerine de yansıdı. Yılan daha sonra bina aralarında kayboldu. YEMEK YAPMAYA GİTTİ, YILANLA KARŞILAŞTI Olay, Muratpaşa ilçesi Topçular Mahallesi 1021 Sokak'ta meydana geldi. Yemek yapmak için evinin mutfağına giren Merve Kılcan, ocak üzerinde demirlere dolanan yılanı gördü. Kılcan, korkuyla kaçarken, yılan da gözden kayboldu. Büyük şok yaşayan Merve Kılcan, durumu 112 Acil çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine adrese sevk edilen itfaiye ekipleri, yılanı bulmak için uzun süre uğraş verdi. Mutfakta bulunan eşyaları kaldırıp altına bakan ekipler, yılanı bulamadı. Daha önce de eve yılan girdiğini söyleyen Merve Kılcan, "Yemek yapmak için mutfağa girmiştik. Ocağın üzerinde kıvrılan yılanı fark ettim. Ben korkudan odadan dışarıya kaçarken, o da kaçmış. Birbirimizi görünce karşılıklı kaçtık. İnşallah çıkıp, gider" dedi. OSMANİYE'DE DE AYNI MANZARA! Osmaniye’de bir sitenin içerisinde bulunan çocuk parkında görülen yılan paniğe neden oldu. İtfaiye ekipleri tarafından yakalanan yılan doğaya salındı. Edinilen bilgiye göre, Fakıuşağı Mahallesi 45018 Sokak üzerinde bulunan bir sitesinin çocuk parkında yılan gören vatandaşlar durumu Osmaniye Belediyesine bağlı İtfaiye Müdürlüğüne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri yılanı bulmak için harekete geçti. Kısa süre içerisinde oyun aletlerinin yanında bulunan yaklaşık bir buçuk metre boyundaki yılan ekipler tarafından yakalandı. Torbaya koyulan yılan mahalleye uzak bir noktada doğaya bırakıldı. Çocuk parkında yaşanan yılan paniği bir vatandaş tarafından cep telefonuyla kaydedilirken, çevredeki bazı vatandaşların ise ellerinde kürekle beklemesi dikkat çekti. Batman'da akrep ve yılan sokmalarına karşı vatandaşları uyaran Gercüş Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi Abdülhamit Ünsal, akrep ve yılan sokmasının yaşanması durumunda neler yapılması gerektiğini anlattı. [Üye Olmadan Linkleri Göremezsiniz. Üye Olmak için TIKLAYIN...] Akrep ve yılan sokması durumunda hastanın en kısa sürede bir sağlık merkezine götürülmesi gerektiğini söyleyen Gercüş Aile Sağlığı Merkezinde aile hekimi Abdülhamit Ünsal, akreplerin hava karardığında ortaya çıktığına dikkati çekti. Ünsal, "Bu nedenle kamp yaparken ve arazide iken doğrudan zeminde yatılmamalı, gece çıplak ayak dolaşılmamalıdır. Tarla ve bağlarda kapalı ayakkabı ya da bot giyilmeli, evlerde ve damlarda serili yataklarda yatılmamalı, cibinlik kullanılmalıdır." dedi. HAREKET ETTİRİLMEMESİ GEREKİYOR Ünsal, akrep ve yılan sokmasında sakin olunması ve ısırılan bölgenin mümkün mertebe hareket ettirilmemesi gerektiğini dile getirerek, "Isırılan yer bol sabunlu su ile yıkanmalı, açık yara varsa temiz bir bezle örtülmelidir." diye konuştu. ZEHRİN VÜCUDA YAYILMASINI NASIL ENGELLEYEBİLİRİZ? Zehrin vücuda yayılmasını engellemek için yaranın yaklaşık 10 santimetre üstünden kravat ya da bir bezle iki parmağın altından geçebileceği şekilde sarılması gerektiğini anlatan Ünsal, "Yılan sokmalarında da ısırılan bölgenin tam kalp hizasında tutulması, kalp seviyesinin altında veya üstünde tutulmaması gerekir" ifadelerini kullandı. ANTALYA'DA DA EVLERE VE İŞ YERLERİNE GİRMİŞTİ Kentte hava sıcaklığının 24 dereceye çıkması, sürüngenleri de etkiledi. Yaklaşık 1,5 metrelik bir yılan Muratpaşa ilçesinin Arık Caddesi'nde görüldü. Tam kapanma döneminde karayılanın bir simitçi dükkanına girmeye çalışması, giremeyince de uzaklaşması cep telefonu ile görüntülendi. Kısa süreli şaşkınlık yaşayan gençlerin, "Yakalayabilir misin" sözleri ve konuşmaları cep telefonu görüntülerine de yansıdı. Yılan daha sonra bina aralarında kayboldu. YEMEK YAPMAYA GİTTİ, YILANLA KARŞILAŞTI Olay, Muratpaşa ilçesi Topçular Mahallesi 1021 Sokak'ta meydana geldi. Yemek yapmak için evinin mutfağına giren Merve Kılcan, ocak üzerinde demirlere dolanan yılanı gördü. Kılcan, korkuyla kaçarken, yılan da gözden kayboldu. Büyük şok yaşayan Merve Kılcan, durumu 112 Acil çağrı Merkezi'ne bildirdi. İhbar üzerine adrese sevk edilen itfaiye ekipleri, yılanı bulmak için uzun süre uğraş verdi. Mutfakta bulunan eşyaları kaldırıp altına bakan ekipler, yılanı bulamadı. Daha önce de eve yılan girdiğini söyleyen Merve Kılcan, "Yemek yapmak için mutfağa girmiştik. Ocağın üzerinde kıvrılan yılanı fark ettim. Ben korkudan odadan dışarıya kaçarken, o da kaçmış. Birbirimizi görünce karşılıklı kaçtık. İnşallah çıkıp, gider" dedi. OSMANİYE'DE DE AYNI MANZARA! Osmaniye’de bir sitenin içerisinde bulunan çocuk parkında görülen yılan paniğe neden oldu. İtfaiye ekipleri tarafından yakalanan yılan doğaya salındı. Edinilen bilgiye göre, Fakıuşağı Mahallesi 45018 Sokak üzerinde bulunan bir sitesinin çocuk parkında yılan gören vatandaşlar durumu Osmaniye Belediyesine bağlı İtfaiye Müdürlüğüne bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri yılanı bulmak için harekete geçti. Kısa süre içerisinde oyun aletlerinin yanında bulunan yaklaşık bir buçuk metre boyundaki yılan ekipler tarafından yakalandı. Torbaya koyulan yılan mahalleye uzak bir noktada doğaya bırakıldı. Çocuk parkında yaşanan yılan paniği bir vatandaş tarafından cep telefonuyla kaydedilirken, çevredeki bazı vatandaşların ise ellerinde kürekle beklemesi dikkat çekti. __________________Edeptir AŞK Sevdirenin Hürmetine...Kullanıcı imzalarındaki bağlantı ve resimleri görebilmek için en az 20 mesaja sahip olmanız gerekir ya da üye girişi yapmanız gerekir.
Yılan veya akrep sokması bulmaca sitemizde tüm resimli çengel bulmaca, kare bulmaca ve diğer bulmaca sorularını bulabilir ve arama bölümünden bulmaca cevapları ulaşabilirsiniz bulmaca çözerken bilmediğiniz cevaplara ulaşarak bunları öğrenebilir ve kendinizi geliştirebilirsiniz ayrıca bulmaca çözmek Alzheimer riskinizi azaltır, Stresi azaltır, Sözlü becerileri geliştirir, Sosyalleşmenizi sağlar. bulmaca cevapları, kelime bulmaca, çengel bulmaca, kare bulmaca, halka bulmaca, bulmaca oyunları, cevapları, cevabı, eş anlamlısı, halk dilinde, halk ağzı, ne denir, parası, para birimi, mecaz, gazetesi, eski dil, eski dilde, bulmaca sözlüğü, mecazen, simgesi, imi, bir tür, tersi, karşıtı, kısa, bir, resimdeki, artist, yazar, oyuncu, sanatçı, mecazi, bulmaca, bulmacada, sözlüğü, anlamı, nedir, 2 3 4 5 6 7 8 9 harfli, ocak, şubat, mart, nisan, mayıs, haziran, temmuz, ağustos, eylül, ekim, kasım, aralık, kim milyoner olmak ister soruları ve cevapları,
Denizli İl Sağlık Müdürü Uz. Dr. Berna Öztürk, sıcaklıkların yükselmesiyle artan yılan ve akrep sokmalarına karşı vatandaşları uyardı. Denizli ve İlçelerinde 2020 yılı başından bugüne kadar 174 kişinin akrep, 5 kişinin de yılan sokması nedeniyle hastanelere başvurduğunu belirten Uz. Dr. Berna Öztürk, özellikle sıcaklıkların çok yüksek seyrettiği temmuz ve ağustos aylarının akrep ve yılanların aktif olduğu dönemler olduğunu ve bu aylarda kontrollü olunması gerektiği uyarısında bulundu. Öztürk “2020 yılına bakıldığında bugüne kadar İl Merkezi ve İlçe hastanelerimize yılan ve akrep sokması başvurularının, en çok sıcaklığın yükselmeye başladığı Mayıs 54 akrep, 1 yılan ve Haziran 72 akrep, 4 yılan aylarında olduğunu görüyoruz. Önümüzde daha yaz aylarının en sıcak ayları olan Temmuz ve Ağustos aylarının olduğunu göz önünde bulundurarak vatandaşlarımızı bu konuda uyarmak istiyoruz. Vatandaşlarımız kendilerini korumak için, akrep ve yılan yuvalarından, özellikle kaya, ağaç kovuğu ya da oyuklardan uzak durulmalı, kamp, piknik ya da tarlada çalışma alanlarında dikkatli olmalıdır. Kırsalda ve tatil beldelerinde evi olanlar, akrep ile yılanların girmemesi için kapı ve pencerelerini kapalı tutmalıdır. Arazi yürüyüşlerinde kapalı ayakkabı ya da bot giyilmeli, yerde uyumamaya özen gösterilmelidir. Akrep ve yılan sokması sonrası ortaya çıkan reaksiyon kişiden kişiye ve canlının türlerine göre değişiklik gösterebileceği gibi zehirli yılan ve akrep sokmaları özellikle çocuklar ve 65 yaş üstü yaşlılar için öldürücü etkiye sahip olabilir” şeklinde konuştu. Vakit Kaybetmeden En Yakın Sağlık Kuruluşuna Başvurulmalıdır Akrep ve yılan sokmalarında vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurgulayan Öztürk, “Akrep sokmalarında; kuvvetli bir lokal reaksiyon oluşabilir. Ağrı, ödem, iltihaplanma, kızarma, morarma, adale krampları, titreme ve karıncalanma, huzursuzluk ve havale gözlenebilir. Böyle bir durumda akrebin sokmuş olduğu vücut bölgesi hareket ettirilmemeye çalışılır ve yatar bir pozisyonda tutulur. Sonrasında hemen yaralı bölgeye soğuk uygulama uygulanır ve kişinin kan dolaşımının engellenmemesi sağlanarak yaralı bölgeye bandaj sarılır, kesinlikle yaranın üzerinde herhangi bir müdahale uygulanmaz. Yılan sokmaları ise lokal ve genel belirtiler verir Bölgede morluk, iltihaplanma 1–2 hafta sürer, kusma, karın arısı, ishal gibi sindirim sistemi bozuklukları, aşırı susuzluk, şok, kanama, psikolojik bozukluklar, kalpte ritim bozukluğu, baş ağrısı ve solunum düzensizliği gibi belirtiler ortaya çıkabilmektedir. Yılan sokmalarında; hasta sakinleştirilip, dinlenmesi sağlanır. Bölge su ile yıkanır, yaraya yakın bölgede baskı yapabilecek eşyalar yüzük, bilezik vb. hemen çıkartılır. Eğer yılan kişinin baş ya da boyun bölgesini sokmuş ise hemen yaranın çevresine baskı uygulaması, kol ve bacaklarda ise yara üstünden dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj uygulaması turnike uygulanmaz ve soğuk uygulama yapılır. Yara üzerine herhangi bir girişimde bulunulmaz yara emilmez ve yaşamsal bulguları takip edilerek acil yardım istenilir. Hastanın gözetim altında tutulup duruma göre müdahale edilmesi gerekmektedir. Akrep ve yılan sokmalarında kişi sakin olmalı, mümkünse sokan canlının fotoğrafı çekilerek, hekim ile paylaşılmalıdır" dedi.
İslamiyet’in ilk yıllarında hastalıkların tedavisi ve onlardan korunma, genellikle ruhi ve manevi yolla yapılmış, tılsımlar bu yolda önemli bir işlev üstlenmişlerdir. Hz. Muhammed’in büyüyü yasaklamakla birlikte muska kullanılmasına, nazara, yılan ve akrep sokmasına ve genel olarak hastalıklara karşı nefes etmeye okuyup üflemeye izin verdiği bilinir. Tılsımlar yüzyıllar boyu çoğu insanın çaresizliğine çara olmuş, güçsüzlüğüne güç vermiş, belki de kimilerinin yalnızlığına dost aramak için sığınıp nefes aldığı, koruyucu gücünün altında kendini güvende hissettiği bir korunak görevi üstlenmiştir. Tılsımlı mühürler, üzerine vefkler, koruyucu ve uğur getirici olduğuna inanılan çeşitli kelimeler, dua, sure ve ayet de kazınmış bir tür muska özelliğindedir. Bunların çoğunda da gerçek yardım ve şifanın Allah’tan geleceği ile ilgili ayet, hadis ve ifadelere rastlanması her ne kadar olağanüstü güçler harekete geçirilecekse de istenen sonuca ulaşmanın ancak Allah yardımı ile olabileceğinin unutulmamasının istenmesindendir. Bir başka söylemle, dinden güç alınarak dine karşı olunmadığı, aksine dini öğelerle de desteklenerek güçlerinin arttığı sonucuna varılabilir. Formları bakımından çeşitlilik gösteren tılsımlı mühürlerde, besmele, nazar ayeti, Allah’ın kimi sıfat ve isimleri, dört büyük melek, Ashab-ı Kehf’in isimleri sıkça karşılaşılan unsurlar olmasının yanı sıra harfler, rakamlar, cin adları ve özel işaretler de üzerinde kullanılanlar arasında bulunmaktadır. Yine bu mühürlerin üzerindeki ayni düzenlemelerin seri üretimle yapıldığı göz önüne alınırsa da bir anlamda matbaanın yaygınlaşmadığı dönemde tılsımların çoğalmasında önemli bir görev üstlenmiş oldukları görülmektedir. Evliya Çelebi Seyahatname’sinde İstanbul mühürcü esnafından söz ederken mühür kazıcılarını üç bölümde anlatmaktadır. Şifa ve tılsım için mühür kazıyanlar üçüncü bölüme girmekte olup, Evliya Çelebi bunlara Esnaf-ı mühürkünan-ı sim heykel unvanı vermektedir. Yine onlar hakkında “bunlar mühür tılsımat kazır, başka bir esnaftır, akik-i yemeniyi kazımazlar” diye bize tanımlamaktadır. Hastalık İlacı Şifa Tasları Tıp ilminin gelişmediği ya da çeşitli nedenlerle giremediği yörelerde insanlar, hastalıklara karşı kayıtsız kalamamışlar, bu nedenle belli dönemlerde bilimsel teknik ve tedavi yöntemleri yerine, içlerinde bulundukları toplumun inanış ve geleneklerine göre mistik, ilkel yöntemlerle hastalıklarla mücadeleye girişmişlerdir. İşte şifa tasları bu tarz ruhsal, moral tedavi yöntemlerinden birini gerçekleştirmek üzere kullanılmışlardır. Bunlar, çeşitli koruyucu ve iyileştirici etkisi olduğuna inanılan, çeşitli ayet, dua, tılsımlı düzenlemeler vefkler rakamlar ve yazılar semboller, gezegen ve Zodyak kuşağı tasvirleri ile bezenmiş, genellikle madenden bakır, pirinç veya bronz ve bazen de pek az olarak topraktan yapılmış su taslarıdır. İnanca göre bu tastan su içen insanlar ve hatta hyvanlar koyun, keçi yakalandığı hastalıktan kurtulmaktadır. Çiçek hastalığında kullanıldığında çiçek tası, korkudan oluşmuş, kekemelik gibi hastalıklarda kullanıldığında korku tası olarak isimlendirildiği bilinmektedir. Çoğunlukla ülkemizde yapılmış olmaları, gerek biçimleri, gerekse içine ve dışına yazılmış yazı teknikleri bakımından açıkça anlaşılmasıyla birlikte, bazılarının Mekke ve Medine’den geldiğinin şüphesiz olduğu yine taslarda kullanılan biçim ve yazı tekniği bakımından ayırt etmekteyiz. Bu tasların üzerlerinde tarih olanların dışındakilere yaş belirlememiz oldukça zor. Bazı efsanelere göre bunların başlangıcı Müslümanlığın ilk yıllarına kadar inebilmekte. Bu efsanelerden biri şöyle Gayrimüslimler peygambere sihir yapmışlar ve peygamber bu sihirle gitgide zayıflamaya başlamış. Mescid-i saadete oturup hastalığını düşünürken Allah Cebrail aracılığıyla Peygambere seslenir “Ey Muhammed sen hastalığına çok üzülüyorsun ama hastalığın pek önemli değil, düşmanların sana sihir yaptılar. Bu tasa yazı yazıp su içilmeyen bir kuyuya atın. Bunu oradan tekrar çıkarıp şu ayetleri temiz bir su üzerine okuyarak o suyu iç, sihir bozulacaktır.” Peygamber denilenleri yaparak iyi olmuştur. İşte o zamandan bu yana ayetler tas üzerine yazılmaya devam etmiş ve günümüze kadar gelmiş. Bu efsaneden bir tarih çıkarmak bize bir yarar sağlamayacak olsa bile, gerçek olan bir şey varsa o da Kuran’dan alınan ayetlerin taslar üzerine yazılması. Bu da bu tasların İslamiyet’ten sonra çıktığını bize ispatlamakta. Şifa tasları form bakımından Türk hamam taslarına, dolayısıyla Gordion’da bulunan Frig taslarına çok benzer. Aralarındaki fark ise şifa taslarının içlerinin çiçek veya diğer şekillerle süslenmiş olmayıp ayetlerle bezenmiş olması. Bu tasların ortasında genellikle göbek kısmı bulunmakta, bu göbek içine konan suyun etrafa sıçramamasını sağladığı gibi tası elle tutarken parmağın kavrayacağı yer görevini de yapmakta. Yine şifa taslarına benzeyen sebil, hamamlarda kullanılan taslar olsa da bunların içlerinde ayetler yazılı olmadığı gibi çoğunun altı düzdür. Gelelim şifa tası kullanırken nelere dikkat edileceğine… Bunun da kendine göre kuralları var elbette. Bir kere su, herhangi bir su olmayacak; kıbleye karşı akan bir çeşmeden, gün doğmadan önce su alınacak, su alınırken köpeklerin görmemesine dikkat edilecek. Alınan suyun bir damlası bile yere dökülmeyecek ve son olarak da ayın ilk Çarşamba günü su alınırsa sonucun daha kesin olacağına inanılmış. Kimi zaman bu taslara normal suyun yanı sıra yağmur suyu hatta bal, pekmez şerbeti de konulduğu olurdu. Bal şerbeti konulmasının sebebi ise Kuran’daki “onda, balda insanlar için şifa vardır” anlamındaki ayet olsa gerekti. Tabii bu arada yöntemler yörelere göre değişiklikler göstermekteydi. Toplumların geleneksel inançlarıyla koşut giden bu uygulamaların tümünde bilgelik aramak ne denli sakıncalı ise onları büsbütün geçersiz saymak da o denli yanlış olabilir. Bu inançların bir kısmı sağlığa hiçbir katkıda bulunmaz ama önemli bir zarar da vermezler. Hatta kimi zaman o hastalık için bir şeyler yapılmış olması duygusu rahatlama getirir. Tabii ki bu rahatlamanın ancak yapılacak tıbbi tedaviyi geciktirmediği sürece zararsız olduğunun da göz önünde bulundurulması ve her durumda bilimsel kuşkuculuğun elden bırakılmaması kaydıyla. Kaynakça Acar, Şinasi. Tılsımların Gizemleri, Antik Dekor, s. 62, İstanbul, 2001 Aksoy, Osman. Şifa Tasları, Türk Etnografya Dergisi, s. 14, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1974 Masaracı, Yasemin. Halk Sanatında Nazar ve Şifa İnancı, Sanat ve İnanç Sempozyumu, Mimar Sinan Üniversitesi Not Bu yazı ilk olarak Collection dergisi 17. sayısında yayımlanmıştır. The following two tabs change content Yazıları İstanbul’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini İstanbul’da tamamladıktan sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk El Sanatları Bölümü'nden mezun oldu. Aynı bölümün Halı Kilim Eski Kumaş Desenleri Ana Sanat Dalı'ndan yüksek lisans diploması aldı. Birçok sergiye minyatür ve tezhip çalışmalarıyla katıldı. Bir süre desinatörlük ve grafikerlik yaptı. 1991 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Şehir Müzesi’nde danışman olarak başladığı müzecilik çalışmalarını, belli sürelerle müze araştırmacısı ve yöneticisi olarak sürdürdü. Birçok müze sergisinin projelendirme çalışmalarında bulundu. Sergi küratörlüğü yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediyesinin Aşiyan, Atatürk ve Tanzimat müzelerinde envanterleme çalışmalarında ve sayım komisyonlarında görev aldı. 2005 ve 2007 yılları arasında yine İBB’ye bağlı olan Karikatür ve Mizah Müzesi’nin yöneticiliğini yaptı. Bu müzelerin koleksiyonları ve belediyenin müze çalışmaları ile ilgili ulusal ve uluslararası sempozyumlarda bildiriler sundu. Çeşitli yayın organlarında yazıları ve röportajları yayınlandı. Halen Şehir Müzesi yöneticiliğini yapmaktadır. Müzecilik Meslek Kuruluşu Derneği ,Collection Club üyesi olup, yönetim kurullarında çalışmaktadır.
yilan ve akrep resimli muska