yetersiz ve dengesiz beslenmenin sağlığa etkisi
15 Beslenire Sağlığın Temelidir: Bestesıms Eğitimi Prof. Dr. Ayşe BAYSAL* Beslenme, insan sağlığını etkileyen en önemli etmendir. Yetersiz ve dengesiz beslenme, büyüme ve gelişmeyi engeller, çalışma gücünü azaltır, sağlık harcamalarını artırır ve yaşam sürecini kısaltır.
Site De Rencontre Qui Passe A La Tele. Sağlıklı beslenmenin öğrencilerin iyi bir şekilde büyüme ve gelişmelerinin yanında okul başarısına da etki ettiğini bildiren Sağlık Bakanlığı, yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerde ortaya çıkabilecek sorunlara dikkat çekti, okul çağında sağlıklı beslenme için önerilerde bulundu. Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, okul çağında sağlıklı beslenmenin önemine işaret ederek, öğrencilerin okul başarılarını da etkileyen beslenme konusunda önerilerde bulundu. Okul Çağının Önemi Günümüzde obezite şişmanlık, çocukluk çağının en sık görülen kronik hastalıklardan biri olarak kabul edilmektedir. Çocukluk çağı obezitesinin yetişkinlik obezitesine yol açtığı ve pek çok kronik hastalık için zemin oluşturduğu düşünüldüğünde obezite ile mücadeleye çocukluk çağında başlamanın ne kadar önemli olduğu açıkça görülmektedir. Okul çağı dönemi; fizyolojik, psikolojik ve sosyal gelişimin hızlı olduğu, yaşam boyu devam edebilecek davranışların büyük ölçüde oluştuğu, çocukların bilgi almaya ve alışkanlık kazanmaya en uygun olduğu dönemdir. Bu dönem; çocuk ve gençlere sağlıklı beslenme ve yaşam biçimi alışkanlığının kazandırılması, sağlıklı yaşam bilincinin yerleştirilmesi ve yetişkinlik dönemi hastalıklarının önlenmesi açısından atılacak adımlar için temeldir. Yetersiz ve dengesiz beslenmenin okul başarısına etkisi Öğrencilerin iyi bir şekilde büyüme ve gelişmelerinin yanında okul başarısı da sağlıklı beslenme ile ilgili önemli bir husustur. Yetersiz ve dengesiz beslenen öğrencilerin; dikkat süreleri kısalmakta, algılamaları azalmakta, öğrenmede güçlük ve davranış bozuklukları gelişmekte, okulda devamsızlık süreleri uzamakta, okul başarıları düşmektedir. Okul Çağı Çocukları İçin Sağlıklı Beslenme Önerileri Sağlıklı beslenme için temel besin gruplarında bulunan besinlerden öğünlerde yeterli miktarda ve dengeli bir şekilde tüketilmesi gereklidir. Beş besin grubu ve içerdikleri besinler aşağıdaki gibidir Süt ve ürünleri Süt, yoğurt, peynir, kefir, dondurma vb. Et ve ürünleri, yumurta ve kuru baklagiller ile sert kabuklu yemişler/yağlı tohumlar Et, tavuk, balık, yumurta, kuru fasulye, nohut, mercimek gibi yiyeceklerin yanı sıra ceviz, fındık, fıstık gibi sert kabuklu yemişler/yağlı tohumlar Sebzeler Taze ve kuru sebze Meyveler Taze ve kuru meyveler Ekmek ve tahıllar Ekmek, makarna, erişte, kuskus, bulgur, yulaf, arpa, pirinç ve kahvaltılık gevrekler Kahvaltı en önemli öğün! En önemli öğün kahvaltıdır. Bütün gece süren açlıktan sonra, vücudumuz ve beynimiz güne başlamak için enerjiye gereksinim duymaktadır. Kahvaltı yapılmadığında veya uzun süreli açlıklarda dikkat dağınıklığı, yorgunluk, baş ağrısı ve zihinsel performansta azalma olmaktadır. Bu nedenle, güne yeterli ve dengeli yapılan bir kahvaltı ile başlamak okul başarısının artmasında son derece önemlidir. Gün boyu fiziksel ve zihinsel performansın en üst düzeyde tutulabilmesi, düzenli olarak ana ve ara öğünleri tüketmeniz ile mümkündür. Bu nedenle, öğün atlanmamalıdır. Günlük tüketeceğiniz besinlerin 3 ana, 2 ara öğünde alınması en uygun olanıdır. Sağlıklı besinleri tercih edin! Okulda ya da evde dinlenirken, ders çalışırken ara öğün ve atıştırmalarda tüketilecek besinlere dikkat edilmelidir. Sağlıklı besinler tercih edilmelidir. Şeker ve şekerli yiyecek ve içecekler, cips, kızartma gibi yiyecekler, gazlı içecekler yerine süt, yoğurt, ayran, sütlü tatlılar, tam tahıllı ekmekle yapılan sandviç, meyve, taze sıkılmış meyve suyu, kuru meyve veya ceviz, fındık, badem gibi yağlı tohumların kavrulmamış yağlı tohumlar, çiğ tüketiminin tercih edilmesi yararlı olacaktır. Okul kantinleri, büfe gibi yerlerden satın alınan besinleri seçerken benzer dikkat gösterilmelidir. Okul çevresinde açıkta satılan besinler güvenli değil! Ambalajlı tüm yiyecek ve içecekleri satın alırken etiket bilgisinde Tarım ve Orman Bakanlığı’ndan üretim izninin bulunmasına, son tüketim tarihinin geçmemiş olmasına dikkat edilmelidir. Açıkta satılan besinler yeterince güvenilir ve temiz değildir. Ayrıca, uygun koşullarda muhafaza edilmedikleri için çabuk bozulma riski taşırlar. Bu nedenle, özellikle okul çevresinde açıkta satılan besinler satın alınmamalıdır. Vücudunuzun düzenli çalışması, tükettiğiniz besinlerin vücuda yararlılığının artırılması, fiziksel, zihinsel ve duygusal gelişiminize katkı sağlaması açısından günde 60 dakika fiziksel aktivite yapılmalıdır. Çocuklar spora teşvik edilmeli! Anne baba ve öğretmenler çocukların büyüme ve gelişmelerini izleme ve sağlıklı beslenme davranışları geliştirmeleriyle yakından ilgilenerek, kendi beslenme ve fiziksel aktivite alışkanlıkları ile onlara örnek olmalıdırlar. Çocukların; sevdikleri herhangi bir spor dalı ile ilgilenmeleri teşvik edilmeli, okul spor kulüp aktiviteleri arttırılmalıdır. Günlük ev işlerine yardımcı olmaları vb. sağlanarak gün içerisinde hareketlerini arttırmalarına yardımcı olunmalıdır. Sağlıklı yaşam için çocuklara el yıkama ve diş fırçalama alışkanlığının kazandırılması çok önemlidir. Kirli eller, basit bir soğuk algınlığından ölümcül hastane enfeksiyonlarına kadar pek çok hastalığın nedeni olabilmektedir. Özellikle yemek yemeden önce ve sonra, tuvalete girdikten sonra, dışarıda oyun oynadıktan sonra, dışarıdan eve gelince eller, sabun ile iyice ovuşturarak yıkanmalıdır. Öğretmen desteği Öğrencilere temel beslenme bilgilerinin verilmesi, öğrenilen bilgilerin davranışa dönüştürülmesi, yanlış beslenme alışkanlıklarına zamanında müdahale edilmesi ve beslenme davranışları ile örnek olunması önerilmektedir. adresinde bulunan “Okul Sağlığı” alanında sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite konularında eğitim sunumları, kitap, broşür, afiş vb. dokümanlardan yararlanılması önemlidir. Beslenme Dostu Okullar Programına destek olunması önemlidir. Öğrenciler ile birlikte yeterli ve dengeli beslenme konusunda çeşitli etkinlikler bilgi yarışması, sınıf gazetesi, beslenme köşesi vb. düzenlenerek ve akran eğitiminden yararlanarak öğrencilerin birbirlerini eğitmelerine ve beslenme konularını birlikte tartışmalarına zemin hazırlanabilir. Öğrencilerin her gün kahvaltı yapıp, yapmadıklarının takip edilmesi önemlidir. Öğrencileri, açıkta satılan yiyecekleri tüketmemeleri konusunda uyarın! Çocukların beslenme çantası içeriğinin, daha önce okullara Sağlık Bakanlığı tarafından önerilen menü örneklerine göre hazırlanmasının sağlanması ve içeriklerinin kontrol edilmesi yararlı olacaktır. Beslenme saatlerinde; tüketimi önerilmeyen aşırı şekerli, yağlı ve tuzlu besinler yerine peynir, yumurta, taze sebze ve meyve gibi besinler, gazlı ve diğer hazır içecekler yerine süt, ayran, taze sıkılmış meyve suyunun tercih edilmesi konusunda çocuklar uyarılmalı ve bu konuda veliler ile işbirliği yapmalıdırlar. Öğrenciler açıkta satılan yiyecekleri tüketmemeleri konusunda uyarılmalıdır. Okullardaki “Sağlık, Temizlik, Beslenme ve Yeşilay Kulübü” ile beslenme konularının gündemde kalması sağlanmalı, bununla ilgili okul içi, sınıf içi etkinlikler düzenlenmelidir. Öğrencilerin boy ve ağırlık artışlarını rutin aralıklarla takip edilmesi, değerlendirmesi ve gerektiğinde bir sağlık kuruluşuna yönlendirme yapılması önemlidir. Fiziksel Uygunluk Karnesi Ortaokul ve liselerde “Sağlıkla İlgili Fiziksel Uygunluk Karnesi” uygulamasına destek olunması önemlidir. Sağlıklı yaşam için çocukların el yıkama ve diş fırçalama alışkanlığı kazanmalarına yardımcı olmalıdırlar. Veli toplantısında anne ve babalardan çocukların sağlıklı beslenmeleri ve el yıkama alışkanlığı kazanmaları konusunda hassasiyet göstermelerini istemeli ve bu konuda veliler ile işbirliği yapmalıdırlar. Okul kantinlerinin ve yemekhanelerinin sağlıklı yiyecek ve içeceklerin temini ve hijyen bakımlarından gerekli takipleri yapılmalıdır.
Yetersiz beslenme küresel çapta milyonlarca insanı etkileyen ciddi bir problem. İnanın veya inanmayın, yetersiz besleniyor kabul edilmek için kemiklerinizin dışarı çıkması veya bir deri bir kemik yapıda olmanıza gerek yok. Hatta yetersiz beslenmeden muzdarip olan pek çok insan tamamen sağlıklı görünebilir ve herhangi bir belirti göstermeyebilir. Peki yetersiz beslenme nedir ve onu önlemenin en iyi yolu nedir? Yetersiz Beslenme Nedir? Belirtileri, Sebepleri ve Risk Faktörleri Yetersiz beslenme tabiri genellikle akla kıtlık, büyük açlıklar veya aşırı kilo kaybını getiriyor. Ancak yetersiz beslenmeyi tanımlamanın pek çok farklı yolu var. Sağlıklı görünen insanlarda bile ortaya çıkabilir. Peki yetersiz beslenme nedir? Yetersiz beslenmenin resmi tanımı “kötü beslenme” ve bu da bedenin ihtiyaç duyduğu besinlerden herhangi birinin eksikliğinden kaynaklanabilir ve buna kaloriler, protein, temel yağ asitleri, vitaminler ve mineraller dahil. Ancak çok az insan yetersiz beslenmenin beslenmedeki belli gıdaları fazlalığından kaynaklanabileceğini fark eder ve bu sorun da sağlık için bir o kadar kötüdür. Genel olarak bahsetmek gerekirse iki temel yetersiz beslenme türü var Protein-enerji yetersizliği protein veya protein ile kalorilerin yoksunluğundan kaynaklanır. Mikrobesin eksikliği hastalıkları demir, kalsiyum, iyot, D vitamini ve benzeri vitamin ile minerallerin eksikliği ile tanımlanır. Yetersiz beslenmenin pek çok sebebi var ancak en yaygın sebepleri arasında kötü planlanmış bir diyet, yoksulluk, iştah kaybı veya besin emilimini bozan sindirim problemleri bulunuyor. Yaşlı yetişkinler ve kısıtlayıcı bir diyet yapanlar, yeme bozuklukları, azalan gıda almı ve kanser ile böbrek hastalıkları gibi diğer tıbbi rahatsızlıklardan dolayı artan besin ihtiyaçları gibi faktörler de yetersiz beslenme riskini arttırır. Peki bedenin ihtiyaç duyduğu besinleri yeterince aldığınızı nereden bileceksiniz? Yetersiz beslenmenin pek çok işareti ve vitamin eksikliklerinin belirtileri olsa da, yetersiz beslenmenin etkileri genelde yıllarca fark edilmez. Pek çok sağlık kurumu hangi vitamin ve minerallerde eksikliğinizin olduğunu görebilmeniz için kan testleri uyguluyor. Ayrıca sertifikalı bir beslenme uzmanı ile birlikte çalışarak beslenmenizi analiz edebilir ve iyi beslenebilmek için ihtiyaç duyduğunuz gıdaları tespit edebilirsiniz. En Yaygın 10 Besin Eksikliği D vitamini Demir Kalsiyum İyot Magnezyum A vitamini B12 vitamini E vitamini Kolin Omega-3 yağ asitleri D Vitamini Gün ışığı vitamini olarak da bilinen D vitamini, cildimiz tarafından güneşe maruz kalmaya bir tepki olarak sentezleniyor. Çok az besin kaynağında bulunuyor ve güneşe adım atmadan günlük ihtiyaçlarınızı karşılamak oldukça zor olabilir. Bu nedenle D vitamini bazen dünyadaki en yaygın besin eksikliği olarak görülüyor. Bazı çalışmalar ABD nüfusunun neredeyse %42’sinin D vitamini eksikliğine sahip olabileceğini gösteriyorlar. Yaşlı yetişkinler, ten rengi koyu olanlar, fazla kilolu ve obez olanlar ile güneşe maruziyeti sınırlı olanlar daha fazla risk altındalar. Bu vitaminin eksikliğinin belirtileri genellikle hayli belirsiz ve sadece bir kaç yılın ardından ortaya çıkıyor. D vitamini eksikliği osteoporoz, kemik erimesi ve çatlak riskinde artış ile bağlantılı. Ayrıca bağışıklık sistemini de bozabilir ve enfeksiyonlara yatkınlığı arttırır. D vitamini çok az besin kaynağında bulunduğu için çoğu insan ihtiyaçlarını karşılamak için D3 vitamini takviyeleri alma ihtiyacı hissediyor. Demir Demir alyuvar hücrelerinin temel bileşeni. Oksijenin kanla hücrelere taşınmasında temel rol oynuyor. Beslenmede onu iki farklı şekilde alabiliyoruz heme demir ve heme olmayan demir. Heme demir daha iyi emiliyor. Temel olarak etlerde ve hayvansal gıdalarda bulunuyor. Heme olmayan demir ise pek çok bitkisel ve hayvansal kaynakta bulunuyor ancak vücut tarafından o kadar da kolay değerlendirilemiyor. Bu nedenle özellikle vegan ve vejeteryanlar demir eksikliği riski altındalar. Dünya Sağlık Örgütü tarafından yapılan bir ankete göre, küresel nüfusun neredeyse %25’i bu temel besinden yoksun. Bu da milyar insan yapıyor. Demir eksikliği anemisi, düşük demir düzeylerinin en yaygın yan etkisi. Bu da yorgunluk, nefes darlığı, tırnaklarda çatlaklar ve tende solgunluk gibi anemi belirtilerine sebep olabilir. Demir eksikliği beslenmede yapılacak değişiklikler ile, takviyelerle veya her ikisi birlikte uygulanarak giderilebilir. Kalsiyum Kalsiyum sağlığın pek çok unsuru için kesinlikle önemli ve bunlar arasında kemik metabolizmasından tutun da sinir sinyallerine kadar pek çok şey var. Temel olarak süt ürünlerinde, yumuşak kılçıklı balıklarda ve yeşil sebzelerde bulunmasına karşın pek çok insan onu beslenme ile yeterince almıyor. Hatta Journal of Nutrition’da yayınlanan bir çalışmaya göre ergen ve 50 yaş üzeri yetişkin kadınların %10’u günlük kalsiyum alımını karşılayamıyor. Eksikliği kesinlikle zararlı çünkü çeşitli kalsiyum eksikliği belirtilerine sebep oluyor. Bunlar arasında kramplar, kas zayıflıkları, düşük enerji düzeyleri ve kas spazmları bulunuyor. Zaman içerisinde osteoporoz, çocuklarda kemiklerin yumuşaması ile kendini gösteren raşitizm gibi daha ciddi yan etkiler de ortaya çıkabilirler. Kalsiyum eksikliği genellikle hem beslenme hem de takviyeler ile tedavi ediliyor ancak kalsiyum takviyelerinin potansiyel etkileri son yıllarda tartışma konusu oldular. İyot İyot tiroid fonksiyonları ve tiroid hormonlarının üretiminde merkezi rol oynayan önemli bir mineral. Bu hormonlar metabolizmadan beden sıcaklığına, beyin gelişimine ve ötesine kadar her şeyi yönetiyorlar. Bu nedenle beslenmede yeterince iyot almak tiroidin verimli çalışması ve tiroid problemlerinin önlenmesi için önemli. İyot eksikliği guatra yani tiroid bezinin büyümesine sebep olabilir. Ayrıca yorgunluk, soğuğa karşı artan hassasiyet, odaklanma zorluğu, kabızlık ve kilo alımı gibi diğer belirtilere de sebep olabilir. Neyse ki iyot eksikliği beslenmeye iyot zengini gıdalar katarak önlenebilir. Bunlar arasında deniz börülcesi, taze deniz balıkları, yoğurt, yumurta, ton balığı ve iyotlu tuz bulunuyor. Magnezyum Magnezyum neredeyse 300 enzimatik reaksiyonda kofaktör olarak davranan bir mineral. Ayrıca kemik ve dişlerin yapılarında da bulunuyor, sinir sağlığını ve kas fonksiyonlarını destekliyor, kan şekeri düzeylerinin yönetimine yardımcı oluyor. Maalesef çoğumuzda bu mineralin eksikliği var. Hawaii’de yapılan bir çalışmada ABD’deki yetişkinlerin neredeyse yarısının günlük ihtiyaç miktarından daha azını tükettiği görülüyor. Magnezyum eksikliğinin en yaygın işaretleri arasında iştah kaybı, bulantılar, güçsüzlük, kusma ve yorgunluk bulunuyor. Multivitamin almak veya beslenmeye magnezyum zengini kuruyemiş, çekirdekler, baklagiller ve yeşil sebzeler gibi gıdalar eklemek magnezyum eksikliğinin giderilmesine yardımcı olabilir. A Vitamini Bu yağda çözünen vitamin özellikle göz sağlığı üzerindeki etkileri nedeniyle popüler. Ayrıca pek çok başka fizyolojik süreçte rol alıyor ve bunlar arasında hücre yenilenmesi, immün fonksiyonlar ve üreme sağlığı da bulunuyor. A vitamini eksikliği dünyanın pek çok yerinde yaygın olmasa da, pek çok gelişmekte olan ülkede ciddi bir problem. Bazı raporlar 127 milyon okul öncesi çocuğunun ve 7 milyon hamile kadının bu temel vitaminin eksikliğini yaşayabileceğini gösteriyorlar. A vitamini eksikliğinin belirtileri arasında sık sık enfeksiyon yaşama, gözlerde kuruma, gece körlüğü ve kuru cilt bulunuyor. Organ etleri, havuç, kabak, yeşil yapraklı sebzeler ve tatlı patates tüketerek eksikliği ile savaşabilirsiniz. B12 Vitamini Kan hücresi üretiminde, enerji üretiminde, sinir hücresi fonksiyonlarında ve DNA sentezinde kullanılan B12 vitamini, vücudun düzenli olarak ihtiyaç duyduğu vitaminler arasında. Genel olarak hayvansal ürünlerde bol bulunduğu için, vegan ve vejeteryanlar ciddi bir eksiklik riski altındalar. Hatta bazı raporlar bu kesimde B12 eksikliğinin %86’ya varan ciddi oranlarda görülebildiğini gösteriyorlar. Megaloblastik anemi B12 eksikliğinin en yaygın yan etkileri arasında. Bu rahatsızlıkta alyuvar düzeyi düşüktür. B12 vitaminli gıdaların alımını arttırmanın yanında B12 vitamini içeren multivitaminler almak veya B-kompleks vitaminleri almak da işe yarayabilir. Dilerseniz B vitaminini konsantre dozlarda içeren iğneler de olabilirsiniz. E Vitamini E vitamini hem yağda çözünür bir vitamindir hem de güçlü bir antioksidandır. Serbest radikaller ile savaşa yardımcı olur ve hücreleri serbest radikal hasarına karşı korur. Klasik batı tipi beslenmede işlenmiş çöp gıdalar yüksek olduğundan ve meyve ile sebzeler gibi besin zengini tam gıdalar az olduğundan, pek çok insan günlük E vitamini ihtiyacını karşılamakta zorlanır. Eksikliği nadirdir ancak yağ emilimindeki bozulmalar veya belli sindirim problemleri nedeniyle ortaya çıkabilir. Belirtileri arasında genellikle zayıflayan bağışıklık sistemi, yürüme zorluğu, görme kaybı ve kas kontrolü kaybı bulunur. Buğday çekirdeği, kuruyemişler, çekirdekler ve sebzeler bu temel vitamin için en konsantre kaynaklar arasındalar. Ayrıca bazı multivitaminlerde de bulunuyor ve emilim problemleri için özel suda çözünür formu da satılıyor. Kolin Kolin metabolizma, nörotransmiter sentezi, hücre duvarlarının oluşumu ve beyin gelişimi için gerekli olan temel bir besin. Pek çok gıda kaynağında bulunuyor ancak özellikle yumurta, et ve süt ürünleri gibi hayvansal ürünlerde bol bulunuyor. Çeşitli bitkisel kaynaklarda da bulunsa da, sınırlayıcı bir diyeti sürdürüyorsanız yeterince aldığınızı öğrenmek için takip gerekiyor. Kolin eksikliği karaciğer ve kas hasarı ile bağlantılı, ayrıca doğum kusurları ve büyüme-gelişim problemleri ile de bağlantısı var. Eksikliği genelde beslenme ile gideriliyor. Takviyeler de mevcut ve daha ağır vakalarda kullanılabiliyor. Omega-3 Yağ Asitleri Omega-3 yağ asitleri inflamasyonda azalma, bilişsel fonksiyonlarda artış ve kalp sağlığında iyileşme ile bağlantılı kalp dostu sağlıklı yağlardır. En aktif formları olan DHA ve EPA temel olarak somon, sardalya ve hamsi gibi yağlı balıklarda bulunuyor. Omega-3 yağ asitleri ayrıca ALA formunda bazı bitkisel kaynaklardan da alınabilirler ancak çalışmalar bunun sadece %5 gibi az bir miktarının bedende aktif formuna dönüştürüldüğünü gösteriyorlar ve bu da düzenli balık yemeyenler için eksikliğinin riskini arttırıyor. Omega-3 yağ asitlerinin eksikliği konsantrasyon zorluğu, eklem ağrıları, ruh hali değişimleri, ciltte kuruma ve tırnaklarda çatlaklar gibi belirtilere sebep olabilir. Haftada iki porsiyon yağlı balık tüketmeyenler için balık yağı, balık ciğeri yağı ve alg yağı gibi takviyeler de mevcut. Yetersiz Beslenmeye Bağlı Komplikasyonlar ve Hastalıklar Besin eksiklikleri pek çok hastalık ve bozukluğa sebep olabilirler. Pek çok negatif yetersiz beslenme belirtisine ve sağlık problemine de yol açabilirler. Aşağıdaki yaygın yetersiz beslenme rahatsızlıkları bir veya birden fazla besinin eksikliğinden kaynaklanabilir Demir eksikliği anemisi Osteoporoz Hipotiroid Megaloblastik anemi Guatr İskorbüt Raşitizm Beriberi Pellagra Protein enerji yetersizliği Göz kuruluğu Yetersiz Beslenme ve Besin Eksikliğinden Nasıl Kaçınmalı? Yetersiz beslenmeden kaçınmanın en güvenli ve verimli yolu beslenmenizde bazı değişimler yaparak bedeninizin ihtiyaç duyduğu tüm besinleri almanız. Çoğu insan için meyveler, sebzeler, proteinli gıdalar ve sağlıklı yağlar bakımından zengin besin yoğun gıdalar tüketmek yeterli oluyor. Multivitaminler de beslenmeyi tamamlamak ve boşlukları doldurmak için faydalı olabilirler. Takviyeler aynı zamanda yetersiz beslenmenin önlenmesine de yardımcı olabilirler. Hatta sınırlayıcı diyetler sürdürenler veya beslenme bozuklukları olanlar için bu durum mecburi olabilir. Bu durumda doktorunuza danışarak hangi besinlere ihtiyaç duyduğunuza ve gerekli olan beslenme değişikliklerine karar vermelisiniz. Beslenme Eksikliklerini Gidermek İçin Yeme Planı Açık bir yeme planını takip etmek ihtiyaç duyduğunuz tüm besinleri elde etmek için en kolay yol. Aşağıda sağlıklı bileşenler ve tam gıdalardan oluşan bir haftalık bir yeme planı var ve böylece beslenmenizi optimize edebilir ve yetersiz beslenmeyi önleyebilirsiniz. Unutmayın ki özel ihtiyaçlarınız için değişiklikler yapmanız gerekebilir ve sağlık problemlerinize de dikkate almalısınız. Pazartesi Kahvaltı Orman meyveli, tarçınlı ve ballı yulaf ezmesi Atıştırmalık Sarımsakla kavrulmuş nohut Öğle yemeği Buda kasesi, yanında yan biftek ve kaju sosu Atıştırmalık Dilim elma ve badem ezmesi Akşam yemeği Izgara somon, yanında kuşkonmaz ve patates Salı Kahvaltı Tatlı patates püresi, üstüne yumurta ve kavurma sebzeler Atıştırmalık Keten krakeri ve humus Öğle yemeği Kinoa, havuç ve buğulanmış ıspanaklı fırında tavuk göğsü Atıştırmalık Havuç ve guacamoleli kereviz sapları Akşam yemeği Balkabağı mantısı ve yanında mantar ile roka salatası Çarşamba Kahvaltı Gece suda beklemiş yulaf ve meyve salatası Atıştırmalık Cevizli probiyotik yoğurt Öğle yemeği Tavuklu bamya ve yanında esmer pirinç ile salata Atıştırmalık Çilek ve siyah çikolata Akşam yemeği Kıyma ve kavrulmuş sebzeler ile dolu dolmalık biber Perşembe Kahvaltı Vejeteryan yumurta güveci Atıştırmalık Soslu sebzeler Öğle yemeği Kabak makarnası, yanında hamsi, sarımsak ve zeytinyağı Atıştırmalık Yağsız patlamış mısır Akşam yemeği Şişte fajita, yanında karnabahar pirinci ve kara lahana Cuma Kahvaltı Tempe ve sebzeler Atıştırmalık Çekirdekli kraker Öğle yemeği Sulu köfte ve salata Atıştırmalık Taze meyve süslemeli chia pudingi Akşam yemeği Mercimek çorbası ve tavuk güveç Cumartesi Kahvaltı Çikolatalı muzlu protein pankeki Atıştırmalık Karışık kuruyemiş, çekirdek ve kuru meyve Öğle yemeği Baklagilli sebze hamburgeri, yanına avokado, domates, marul ve tatlı patates dilimleri Atıştırmalık Kabak cipsi Akşam yemeği Hindi salata ve yanına baklagiller ile ceviz Pazar Kahvaltı Haşlanmış yumurta, yanına dilim avokado ve filizli ekmek Atıştırmalık Badem ezmeli muz Öğle yemeği Patlıcanlı pizza ve sezar salata Atıştırmalık Fırında tarçınlı elma cipsi Akşam yemeği Izgara tavuk, sebzeler ve humuslu dürüm yanına sote brokoli Yetersiz Beslenme ve Besin Eksikliklerine Dair İstatistikler ve Gerçekler Yetersiz beslenme genellikle sadece gelişmekte olan ülkeleri etkileyen bir problem olarak görülür. Ancak belli bölgeler yetersiz beslenmeye daha yatkın olsa da, herkesi etkileyebilen global bir problem. Küresel bazda yetersiz beslenmeye dair bazı istatistik ve veriler şöyle Beslenme eksikliğinin resmi tanımında kaloriler, proteinler, yağlar, vitaminler ve mineraller gibi herhangi bir besinin yetersizliği bulunuyor. Gelişmekte olan ülkelerde demir, iyot, A vitamini ve çinko eksikliği en yaygın durumda. ABD’deki en yaygın besin eksikliği tam olarak ne bilinmiyor ancak pek çok yetişkin D vitamini, demir ve B12 eksikliğine sahip. İyot eksikliği dünya çapında en önlenebilir zihinsel gerileme sebebi. Bazı araştırmalar iklim değişikliğinin bitkilerin besin değerlerini değiştirebileceğini gösteriyorlar. Bu da belli bölgelerde beslenme eksikliklerine sebep olabilir. Çocuklarda yetersiz beslenme en ciddi hastalık ve ölüm risk faktörleri arasında. Küçük çocuklardaki tüm ölümlerin % ile bağlantılı Uyarılar Yetersiz beslenme tabağınıza koyduğunuz şeyleri aşan ciddi bir problem olabilir. Eğer besin yetersizliğine sahip olduğunuzdan şüphe ediyorsanız ilk olarak doktorunuz ve beslenme uzmanınız ile görüşerek hangi faktörlerin mevcut olduğunu tespit edin ve en iyi tedavi yolunu bulun. Ek olarak, tüm beslenme eksikliklerinin beslenmeyi değiştirerek giderilemeyebileceğini unutmayın. Bazı vakalarda ağır eksikliklerinin takviyeler ile giderilmesi gerekebilir ve bazen yüksek dozlara sahip iğneler de tıbbi müdahale olarak uygulanabiliyorlar. Bu nedenle özellikle başka ilaçlar alıyorsanız veya başka sağlık problemleriniz varsa ilk olarak doktorunuza danışın.
Beslenme çevresel faktörlerin en önemlisidir. Yeterince besin tüketilmesine karşın uygun seçim yapılamadığı ya da yanlış pişirme yöntemi uygulandığı için bu besin öğelerinin bazıları gereğinden az alınabilir. Bu durumda o besin öğesi vücuttaki görevini yerine getiremediğinden yine sağlıklı olma’ hedefini sürdürmek güçleşir. Bu durumun ifadesi yetersiz ve dengesiz beslenme’ yetersizliği ve dengesizliğinden dolayı oluşabilecek hastalıkların en önemlileri, enfeksiyon hastalıkları, damar sertliği sorunları, şeker hastalığı, hipertansiyon, şişmanlık, diş çürükleri ve karaciğer hastalıklarıdır. Yetersiz ve dengesiz beslenme vücut direncini azaltıp bağışıklığınızı baskılayarak enfeksiyonlara zemin hazırlamakta, sadece bulaşıcı hastalıkların değil tüm sorunlarınızın ağır seyretmesine ve ciddi sorunların gelişmesine neden besin tüketimi de kötü beslenme demektir ve kilo fazlalığına, şişmanlığa yol açmaktadır. Şişmanlık; şeker hastalığı, hipertansiyon ve damar hastalıklarının oluşumunda önemli bir hazırlayıcı faktördür. Aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon, aşırı şeker tüketiminin diş çürükleri, aşırı alkol alımının karaciğer hastalıklarının oluşumundaki etkileri bilinmektedir. Besin öğeleri vücudun ihtiyaç duyduğu kadar alınmazsa yeteri kadar bedensel enerji oluşamaz, sıradan günlük faaliyetler bile yürütülemez, vücut dokuları yeniden yapılıp, ve dengesiz beslenme, insanın düşünme, çalışma, üretme, planlama ve yaratma yeteneğini bozar. Yetersiz ve dengesiz beslenen, zihnen ve bedenen iyi gelişmemiş, yorgun, isteksiz ve hasta bireyler toplum için her açıdan yük teşkil daha çok önem vermeli, vücudunuzun besin gereksinimlerini fark edebilmelisiniz. Beden makinenizin ihtiyacı olan besin unsurlarını ona yeterli miktarlarda, dengeli oranlarda ve uygun çeşitlilikte temin etmelisiniz. İyi beslenmek; çok yemek, sınırsız besin tüketmek değildir. Kalori yükü az ama besin değeri yüksek besinleri tercih ederek de BİLGİSağlıklı bir içecek Yeşil çayYeşil çayın yarattığı sağlık mucizelerine her gün yeni bir şeyler ekleniyor. İşte yeşil çayın sağlık yararlarından bazılarıYeşil çayın içerdiği polifenoller, tümörlerin oluşmasını geciktirebilmektedir. Mevcut tümörlerin büyüme hızını azaltarak vücudun diğer kısımlarına yayılmasını yavaşlatmaktadır. Yeşil çayın bu yararları prostat, meme, kalınbağırsak ve daha birçok doku kanserinde gösterilmiştir. Küçük bir hatırlatma Yeşil çayın prostat kanserine ilişkin yararları E vitamini ve selenyum ile birlikte tüketilince daha da güçlenmektedir. Yeşil çay ağız içi hijyenini çay bağışıklık sistemini güçlendirmektedir. Düzenli yeşil çay tüketiminin enfeksiyonlara karşı direnci arttırabileceği çayın yüksek kolesterolü düşürmede ve damarları korumada etkili olabileceğini gösteren bulgular mevcuttur. Yeşil çay yaşlanmayı yavaşlatabilen bir içecektir. Cildin ve diğer organların yaşlanma sürecinde karşılaştığı sorunları hafifletmekte veya önlemektedir. Bu özelliğinin antioksidan gücünden kaynaklandığı ve Japonya kökenli araştırmalarda yeşil çayın kilo almayı engellediğini ve fazla kilolardan kurtulmaya yardımcı olduğunu gösteren bulgular çayın kan basıncını ve kan şekerini dengelemeyi kolaylaştırdığını gösteren bulgular çayın sağlık yararlarının artacağından hiç kuşkunuz olmasın. Cilt yaşlanmasını önleyen kremlere yeşil çay özütlerinin de eklenmesi, yeşil çaylı yoğurtların, gazozların ve başka gıdaların satışa sunulması sizi şaşırtmasın. Yakın bir gelecekte yeşil çayın da Omega-3 yağ asitleri veya CLA gibi fonksiyonel besin gibi kabul edilmesi sürpriz olmaz. Yeşil çayı çocuklara, kalp, böbrek ve mide rahatsızlıklarından yakınanlara, hamilelere ve emziren annelere önermiyoruz. Bu ve benzeri sorunu olanların veya reçeteli ilaç kullananların yeşil çayı korkusuzca tüketebilmeleri için doktorlarına danışmaları gerekmektedir. Yeşil çayın sağlık faydalarından yararlanabilmeniz için günde 3-4 fincan yeşil çay tüketmeniz yeterlidir. Uykuzluk sorunu çekiyorsanız bu miktarı iki fincanla sınırlamalı, bir fincanında 50-100 mg kafein bulunduğunu unutmamalısınız. NASIL YAŞIYORLAR?MÜJDAT GEZEN Tiyatro Sanatçısı62 yaşındayım. Kilom 79, boyum Kahvaltılarda taze sıkılmış elma, portakal suyu içiyorum ve yanında bir tost yiyiyorum. Öğlende ise genellikle balık ve sebze yiyorum. Şeker kullanmam, unlu mamulleri ise sevmeme rağmen tüketmiyorum. Yapay tuz kullanıyorum ya da çeşni kullanmayı tercih ediyorum. Bütün öğünlerimi zamanında alırım fakat onun dışında 4 saatte bir mutlaka az da olsa bir şeyler yerim. 10 yıldır neskafe içmiyorum, arada Türk kahvesi içiyorum. Her gün öğlen 2 bardak şarap içerim. Şu ana kadar hiç sigara kullanmadım. Balık yağı kapsülleri dışında vitamin takviyesi almıyorum. Uykum çok muntazamdır, her gün tam 7 saat uyurum. Spor hiç yapmıyorum ne yazık ki, fakat yazın yazlıkta bahçe bakımıyla uğraşırken bol bol hareket ediyorum, yürüyüş yapıyorum. Hayatımda fazla stres yok. Ailede kalıtsal şeker hastalığı var fakat hepsi 60 yaşından sonra ortaya çıktı. Düzenli olarak kullandığım bir boyun kireçlenmesi ilacım var, 20 yıldır aspirin DR. OSMAN MÜFTÜOĞLU’NUN YORUMUSayın Müjdat Gezen’in egzersiz yapmama yanlışı dışında yaşam biçimi alışkanlıklarının mükemmel olduğunu söyleyebilirim. Kendisi daha iyi karar verecektir ama öğle saatlerinde aldığı alkolün çalışma performansını düşürüp, hipoglisemi, yorgunluk, bitkinlik, uyku eğilimi gibi öğle yemeği sonrası sık görülen sorunları tetikleyebileceğini hatırlatmak isterim. Şarap keyfini akşam yemeğine kaydırmasında ve bir bardakla sınırlamasında fayda var. Ayrıca balık yağı kapsülleri yerine daha güvenli ve saf olan omega-3 ürünlerini tüketmesinin daha yararlı olacağını düşünüyorum. Aslında düzenli balık tüketen biri olarak fazla miktarda omega-3 tüketmesi de gerekmiyor. Bir kapsülünde 150-300 mg civarında EPA-DHA omega-3 yağ asitleri bulunduran saf ve temiz omega-3 ürünlerinden birini tercih edebilir. Bu kapsüllerden balık yediği günlerde bir veya iki, diğer günlerde üç kapsül tüketebilir. Sevgili Müjdat Gezen’e ve okurlarımıza omega-3 kapsüllerinin güvenilirliği konusunda dikkatli olmalarını hatırlatmakta yarar var. Omega-3 yağ asitlerinin elde edildiği balıkların çoğu ne yazık ki ağır metallerle kirlenmiş denizlerde uzunca süre yaşayan yaşlı ve yağlı balıklardır. Eğer dikkat etmezseniz bu yağ asitleri ile birlikte bol miktarda civa, kadminyum gibi hücrelerinizi zehirleyen ağır metalleri bedeninize kazandırabilirsiniz. Ülkemizin kalitesiz ve pahalı besin destekleri ve vitaminler için tam bir cennet haline geldiğini hiç unutmayın.
Hamilelik süresince bebeğiniz için yapabileceğiniz en iyi şey onun gelişimi için yeterli ve dengeli beslenmektir. Bebeğinizin dünyaya hazırlık süreci olan bu aşağı yukarı dokuz aylık periyotta onun zihinsel ve fizyolojik olarak en iyi şekilde gelişebilmesi için sizin beslenme programınız sandığınızdan çok daha önemlidir. Yapılan son araştırmalar anne adayının hamilelik dönemindeki beslenme alışkanlığının bebeğinin gelecekteki beslenme alışkanlığı üzerinde de belirleyici faktör olduğu saptanmıştır. Bunlara rağmen hamilelikte yetersiz beslenme durumunda bebeğinizin görebileceği zararlardan da haberdar olmanız Beslenme Eğiliminde Olan Anne AdaylarıAnne olmak isteyen kadınların hamilelik sürecinden önce beslenmesinde bazı değişiklik yapmaya başlaması ve hatta bebeğin gelişimi için çok büyük öneme sahip olan folik asit ve demir gibi minerallerin takviyelerini kullanmaya başlaması gerekmektedir. Ancak tüm bunların ötesinde bazı anne adaylarının bu süreci göz ardı ederek yetersiz beslenme eğiliminde olduğu adayının önceki hamileliğinden kısa bir süre sonra tekrar hamile kalmasıAnne adayının 18 yaşından küçük olmasıGebelik boyunca şiddetli mide bulantısı ve kusma şikâyeti olan anne adaylarıHamileliği rağmen sigara, alkol ve uyuşturucu kullanımına devam eden anne adaylarıYüksek oranda anemisi olan anne adaylarıHIV pozitif geçmişi olan anne adaylarıHamilelik öncesinde de yeme bozukluğu olan anne adaylarıAnne adayının kronik hastalığı olması ve bunun yeme düzenini olumsuz etkilemesiİstenmeyen gebeliklerİkiz ve çoğul hamileliklerde annenin yeterince beslenememesiHamilelik sürecindeki anne adayının yetersiz ve dengesiz beslenmesi hem kendisi hem de bebek için bazı zorluklar ve bedensel zararlar ortaya açıdananne adayının yediği her türlü besine ortaktır aslından bebek ve yetersiz beslenme sadece bebeği beslememe değil annenin de bu süreçte güçsüz ve yorgun olması anlamına Yetersiz ve Dengesiz Beslenmenin EtkileriAnne adaylarında yetersiz ve dengesiz beslenme bağlı olarak kansızlıkla birlikte aşırı yorgunluk, bitkinlik, gözaltlarında morluklar oluşmaya başlar. Annenin bağışıklık sisteminin de zayıflamasıyla çabuk hastalanmaya ve zor toparlanmaya başlar. Bu durum aynı şekilde bebeğe de yansıyacaktır. Ayrıca yetersiz beslenme sonucunda bebeğin erken doğması, düşük kiloyla doğması, doğum kusuru olması ve yenidoğan kaybına kadar birçok sorunlu doğum dengesiz beslenme sadece az yemek değil aynı zamanda anne adayının sağlıksız beslenmesi özellikle fastfood ve katkı maddesi içeren gıdalar tükenmesidir. Bu tarz beslenme alışkanlığı da anne ve bebek sağlığı için tehlikedir ve dengesiz beslenmenin farklı bir boyutudur. Bu tarz beslenme de annenin aşırı kilo alımına ve buna bağlı olarak gebelik şekeri ve hipertansiyon tarzı rahatsızlık yaşamasına sebep olur. Bebeğin gelişimi için ihtiyaç duyduğu kaliteli besinler alınamadığından bebek yine protein, demir, kalsiyum, çinko, folik asit, omega-3 gibi fizyolojik ve nörolojik gelişimi için gerekli olan vitamin ve mineralleri alamadan doğmak zorunda kalır. Annesinin hamilelikte yetersiz ve dengesiz beslenmesi dolayısıyla gelişim geriliği ve doğum kusurlarıyla dünyaya gelen bebek için sağlıklı bir yaşam şansı anne karnındayken riske atılmış demektir.
FAO ile WHO tarafından Roma’da düzenlenen İkinci Uluslararası Beslenme Konferansı’nda ICN2 170 ülke, yetersiz beslenmeyle mücadelede etkili politikalar sürdürmek için taahhütte bulundu. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü FAO ve Dünya Sağlık Örgütü WHO Üye Temsilcileri, yetersiz ve dengesiz beslenme sorununu farklı açılardan ele almak ve önümüzdeki yıllarda bu sorunlarla nasıl mücadele edileceğini belirlemek için 19-21 Kasım tarihleri arasında Roma’da düzenlenene İkinci Uluslararası Beslenme Konferansı’nda ICN2 bir araya geldi. Konferansa katılan 170’den fazla ülkeden gıda, tarım ve sağlıktan sorumlu bakanlar ve üst düzey resmi yetkililer, beslenme sorununa çözüm için farklı sektörleri içine alan ve politikalar ve programlar üzerine tavsiyeler içeren Beslenme üzerine Roma Deklarasyonu’nu ve Eylem Çerçevesi’ni kabul etti. Beslenme üzerine Roma Deklarasyonu; herkesin güvenli, yeterli ve besleyici gıdaya erişim hakkını savunuyor, açlıktan mikrobesin yetersizliği vitamin ve mineral eksikliği ve obeziteye kadar, yetersiz beslenmenin her çeşidini önlemek için taahhütte bulunuyor. Sivil toplumu ve özel sektörü de içine alana tüm aktörlerle birlikte hükümetlerin beslenme sorunlarını ve zorluklarını çözme konusunda sorumlu oldukları vurgulanan Eylem Çerçevesi ise hükümetlerin ulusal beslenme, sağlık, eğitim, kalkınma ve yatırım programlarına eklenebilecek 60 adet öneriden oluşuyor. Çerçeve, uluslararası kabul edilmiş göstergelere bağlı, beslenme hedeflerini ve gelişimi izlenebilir kılan, hesap verilebilir ve etkili mekanizmaları ortaya koyuyor. Eylem Çerçevesi’ne göre imzacı ülkeler; anne, çocuk ve genç beslenmesini iyileştirmek, diyabet, kalp hastalıkları, bazı kanser türleri gibi bulaşıcı olmayan ve beslenmeyle ilişkili hastalıkları azaltmak gibi belli hedefleri 2025’e kadar gerçekleştirmek durumundalar. Sağlıklı beslenme düzenlerini teşvik etmekte büyük rol oynayan sürdürülebilir gıda sistemleri için hükümetlerden, gıda güvenliği ve sağlıklı beslenme düzenlerini sağlamak için beslenme boyutu iyi düşünülmüş tarımı teşvik etmeleri ve beslenme hedeflerini tarımsal programlarının plan ve uygulamasına eklemeleri bekleniyor. ICN2 Eylem Çerçevesi, 2015 sonrası BM kalkınma gündemi kapsamında “açlığı sona erdirmek, gıda güvenliğini sağlamak ve beslenmeyi iyileştirmek” için hayata geçirilmesi gereken strateji, politika ve programları ortaya koyuyor. Ülkeler, BM Genel Kurulu tarafından Roma Deklarasyonu ve Eylem Çerçevesi’nin onaylanmasını ve 2016-2025 için beslenme üzerine on senelik eylem planının ilan edilmesinin göz önüne alınmasını önerdi. Söz konusu deklarasyon ile eylem çerçevesi, FAO ve WHO üyelerinin yaklaşık bir yıllık müzakerelerinin ardından ortaya çıktı. Katılımcı ülkelerin, eksik beslenme ile mücadelede 1992 yılında düzenlenen Birinci Uluslararası Beslenme Konferansı’ndan beri önemli ilerleme kaydedilmesine karşın ilerlemenin yetersiz ve dengesiz olduğu noktasında hemfikir olduğu bildirildi. Yetersiz beslenmenin insani, sosyal, çevresel ve ekonomik bedelinin fazla olduğunu belirten FAO Genel Direktörü José Graziano da Silva, “Yetersiz beslenmenin her türünü sona erdirmek için bilgi, uzmanlık ve kaynaklara sahibiz. Herkesin daha iyi beslenmesi konusunda hükümetlerin önderlik etmesi gerekiyor. Bununla birlikte beslenmeyi küresel ölçekte iyileştirmek, sivil toplum organizasyonlarını ve özel sektörü de içine alan ortak bir çaba olmalı.” dedi. Roma Deklarasyonu ve Eylem Çerçevesi’nin, “Beslenmeyi iyileştirme için yeni bir başlangıç noktası” olduğunu belirten FAO Genel Direktörü, “Bizim sorumluluğumuz verilen sözleri elle tutulur sonuçlara dönüştürmek.” ifadesini kullandı. Konferans katılımcılarına video mesajı ile seslenen BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon da, “Herkesin ulusal düzeyde yapacağı taahhütleri öğrenmeyi sabırsızlıkla bekliyorum. Bunun karşılığında BM en etkin desteği sunmaya hazırıdır.” dedi. Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Dr. Margaret Chan ise endüstriyel üretime ve küresel piyasalara dayanan dünya gıda sisteminin yeterli miktarda gıda ürettiğini, ancak sistemin halk sağlığı noktasında bazı problemleri de beraberinde getirdiğini söyledi. İlerleme var, yeterli değil Verilere göre, 1990-92 dönemine göre açlık prevalansında %21 oranında düşüş kaydedilmesine karşın, dünya üzerinde 800 milyondan fazla insan hala açlıkla karşı karşıya. Bunun yanında 2 milyardan fazla insan, gizli açlık olarak tanımlanan yetersiz vitamin ve mineral alımından kaynaklanan mikrobeslenme yetersizliğinden etkileniyor. Yetersiz beslenmenin asıl nedenleri ve faktörlerinin karmaşık ve çok boyutlu olduğu belirtilen Beslenme üzerine Roma Deklarasyonu’nda,iklim değişikliğinden ebolaya kadar pek çok konuya vurgu yapıldı. Deklarasyona göre; yoksulluk, azgelişmişlik ve düşük sosyo-ekonomik statü, hem kırsal hem de kentsel alanlarda yetersiz beslenmenin en önemli sebepleri arasında yer alıyor. Dengesiz beslenme genel olarak bebek ve küçük çocukların kötü beslenmesi ve özensiz bakımından, temizlik ve hijyen eksikliğinden, eğitimsizlikten, sağlık hizmetlerinin kalitesi ve temiz içme suyu sorunundan, gıda kaynaklı enfeksiyonlar ve parazit enfestasyonlarından ve üretimden tüketime güvenli olmayan gıdaya bağlı olarak gıda bulaşanlarının zararlı seviyede alınmasından kaynaklanıyor. Ebola virüsü gibi salgın hastalıklar da gıda güvenliği ve beslenmeyi önemli ölçüde tehlikeye sokuyor. Deklarasyonda ayrıca; iklim değişikliği ve diğer çevresel faktörlerin gıda güvencesi, özellikle de üretilen gıdanın miktarı, kalitesi ve çeşitliliği üzerindeki etkileri bunların olumsuz etkileriyle mücadele edebilmek için uygun adımların atılması amacıyla ele alınması gerektiği vurgulanıyor. Kaynak kıtlığı ve çevresel bozulmanın yarattığı kısıtlamalar ve sürdürülemeyen üretim ve tüketim modelleri, gıda kayıpları ve israfı ile dengesiz dağılım nedeniyle mevcut gıda sistemi sağlıklı beslenmeye katkıda bulunan yeterli, güvenli, çeşitli ve besin yönünden zengin gıda sağlamada zorlanıyor. Deklarasyonda, birçok ülkede elde edilen önemli başarılara rağmen son yıllarda dengesiz beslenme oranını azaltma da çok az ve istikrarsız ilerleme kaydedildiği belirtilerek tahmini rakamlara göre şu sonuçlara ulaşıldığı belirtiliyor Yetersiz beslenme oranı orta derecede düşmesine karşın 2012-2014 yıllarında tahmini 805 milyon insanın kronik açlık çektiğini gösteren mutlak rakamlar kabul edilemeyecek kadar yüksektir. Çocukların büyüyüp gelişmesini etkileyen dengesiz beslenme oranı düştü ancak 2013 yılında beş yaş altındaki 161 milyon çocuğu beslenmenin ileriki aşamaları aşırı zayıflık ise beş yaş altındaki 51 milyon çocuğu etkiledi. Yetersiz beslenme, beş yaş altındaki çocuk ölümlerinin başlıca nedeni oldu. 2013 yılındaki tüm çocuk ölümlerinin %45’i yetersiz beslenmeden kaynaklandı. İki milyardan fazla insan özellikle A vitamini, iyot, demir ve çinko olmak üzere mikrobesin eksikliğinden muzdarip. Hem çocuklar hem de yetişkinlerde görülen aşırı kilo ve obezite tüm bölgelerde hızla artmakta; yetersiz fiziksel aktivite ile bir araya gelen beslenmenin neden olduğu risk faktörleri küresel olarak hastalık ve sakatlık nedenlerinin %10’unu oluşturdu. Deklarasyonun, dengesiz beslenmenin tüm şekillerinden kurtulmak için geliştirilmiş küresel eylem ortak vizyonunda ise özetle şunlar yer aldı Gıda, siyasi ve ekonomik baskı için bir araç olarak kullanılmamalıdır. Gıda ve tarımsal emtia fiyatlarında görülen aşırı dalgalanmalar gıda güvencesi ve beslenmeyi olumsuz yönde etkilemektedir ve neden olduğu sorunların daha iyi izlenmesi ve ele alınması gerekmektedir. Tüm ülkelerde özellikle de gelişmekte olan ülkelerde veri toplama ve analiz için verilen desteğin yanı sıra beslenme verisi ve göstergelerinin daha etkili beslenme denetimi, politika oluşturma ve sorumluluk için geliştirilmesi gerekmektedir. Tüketicilerin güçlendirilmesi, sağlıklı beslenme uygulamaları için gıda ürünlerinin tüketimi göz önüne alındığında bilinçli seçimler yapabilmeleri için geliştirilmiş ve bilimsel kanıtlara dayalı sağlık ve beslenme bilgisi ve eğitime bağlıdır.
yetersiz ve dengesiz beslenmenin sağlığa etkisi